BIOLOJİ-BİLİM - HAYATIN BAŞLANGICI EVRİM
   
UZMAN BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SELAHATTİN ARAS TARAFINDAN HAZIRLANAN BİYOLOJİ ALEMİNE HOŞGELDİNİZ
  HAKKIMDA
  ANA SAYFA
  BİYOLOJİ.9.(YENİ SİSTEM)
  BİYOLOJİ-10
  BİYOLOJİ.11.(YENİ SİSTEM)
  BİYOLOJİ-12
  => BESLENME VE SİNDİRİM SİSTEMİ
  => GAZ ALIŞ VERİŞİ=SOLUNUM SİSTEMLERİ
  => DOLAŞIM VE VÜCUT SAVUNMASI
  => HAYVANLARDA BOŞALTIM
  => HAYVANLARDA HAREKET VE DESTEK SİSTEMLERİ
  => DENETİM VE DÜZENLEME
  => DUYU ORGANLARI
  => ENDOKRİN SİSTEM
  => DAVRANIŞ
  => HAYATIN BAŞLANGICI EVRİM
  DERS ANLATIM VİDEOLARI
  yazılı soru-cevapları
  ONLİNE BİYOLOJİ TEST
  BİYOLOJİ SÖZLÜĞÜ
  ÖSS BİYOLOJİ İLE İLGİLİ ÇIKMIŞ SORULAR
  SİGARA VE ZARARLARI
  DÜNYA AIDS GÜNÜ
  İLETİŞİM
  YILLIK PLAN VE ZÜMRE TOPLANTILARI

HAYATIN BAŞLANGICI EVRİM

Fosil: Eski çağlardan günümüze kalan toprak altına gömülmüş hayvan bitki kalıntısı.

Canlıların Geçmişi ile ilgili bilgileri fosillere dayanarak hayatın başlangıcını ve evrimle ilgili araştırmalar yapılmaktadır.

İnsanoğlu dünyanın oluşumu-ilk canlıların ortaya cıkması-farklı türlerin olması veya oluşmasını araştırır.

Bu gün türlerin değiştiği ve bazı türlerin yok olduğu incelenmektedir.

 

HAYATIN BAŞLANGICI İLE İLGİLİ ABİYOGENEZ VE BİYOGENEZ HİPOTEZLERİ

ABİYOGENEZ: Aristo canlıların cansız maddelerden kendiliğinden olduğuna inanmış ve iddia etmiştir.

Buğdaydan fare-yünden güve-kir ve yağdan bit olduğuna inanılmıştır.

Bu hipoteze göre cansız maddelerin içinde aktif öz denen bir şey yeni bir canlı meydana getirme yeteneğine sahiptir.

Aktif öz, iş yapma yeteneği olan şey(madde değil) olarak kabul edilmiş. 

Cansız madde + aktif öz + Hava Canlı (Basit veya Kompleks)

Doğa basitten karmaşığa doğru değişim gösterir.

İnsanlar yıllarca bu görüşe inanmış. Kirli gömlekten ve buğdaylardan fareler oluşur denilerek inanılmıştır.

Daha sonra kontrollü deneyler yapılarak bu hipotez Redi tarafından çürütülmüştür.

 

BİYOGENEZ: F.Redi iki kavanoza et koymuş Birinin ağzını acık diğerinin ağzını sıkıca kapatmış.

Birkaç gün sonra  açık kavanozda sinekler oluşurken kapalı kavanozda hiç değişiklik olmamış..

Bu deney sonunda canlıların yine kendine benzer canlılardan meydana geldiği söylenmiş. Bu görüşe biyogenez görüş denir.

Fransız Louis Paster yaptığı deneylerde mikroorganizmaların kendi kendine mi yoksa mikroorganizmalardan mı oluştuğunu araştırmış.Hazırladığı deney düzeneğinde  et suyunu iki kuğu boyunlu  cam balon içine koymuş.Daha sonra balonların birinin boynunu kaynama işleminden sonra kırmış diğerini ise kaynama işleminden sonra kırmamış.Kaynatma işleminden sonra boynu kırılan balonda  bulunan et suyunda mikroorganizmalar çoğalmış.Bu havadaki sporlardan olduğu varsayılmış.Kaynatıldık dan sonra boynu kırılmamış balondaki et suyu steril kalmış.

Bu kontrollü deney sonunda canlı canlıdan meydana gelir görüşü =Biyogenez oluşmuştur. Pasör’ün deneyinin hem kontrollü olması, hem dünyanın her tarafında yapılacak kadar basit ve tekrarlanabilir olması, önemli bir özelliğidir.

 

İlk canlının nasıl olduğunu açıklamaz.

 

PANSPERMİA GÖRÜŞÜ: Bu görüşe göre ilk canlı dünya dışında, yani başka bir gezegende oluşmuştur. Daha sonra bu canlıların spor ya da tohumları göktaşları ile dünyaya taşınmış ve canlılık başlamıştır.

Bu spor ve tohumlar bilinmeyen zamanda gelmiş, ısıya sıcaklığa radyasyona dayanıklı olmalı. Mevcut bilgiler bu konuları henüz açıklayamaz.

Çünkü spor ve tohumlar uzayın bu şartlarında canlı kalamaz..

Ayrıca başka gezegende hayatın nasıl başladığı açıklanmamıştır.

 

OTOTROF GÖRÜŞÜ: İlk canlının nasıl beslendiğini açıklamıştır.

İlk canlılar inorganik bileşiklerden organik bileşik sentezleyebilen canlı idi.

İlk canlı ototrof idi,kendi besinini kendisi yapan canlı idi..

Böyle kompleks(karmaşık) canlı oluşması için milyonlarca yıl geçmesi gerek. Bu nedenle kabul görmemiştir. Sadece ilk canlının beslenme şeklini açıklamaya çalışmıştır.

 

HETEROPF GÖRÜŞ: İlk canlı basit yapılı Hetetrof organizmalardır.

Canlılar cansız maddelerin uzun süren kimyasal evrimleri sonunda meydana gelmiştir.

Pasın ve Holden adlı bilim adamları ilk atmosferde oksijen bulunmadığını ancak oksijenin su ve oksitlere bağlı olabileceğini açıklamaya çalıştılar. İlk atmosferde Metan-Amonyak-Hidrojen ve su baharı(CH4,NH3,H2,H2O(gaz)) bulunduğunu varsaymışlardır.

İlk atmosfer ve denizlerde bulunan bu öncül moleküllerden mor ötesi ışınların etkisi ile organik moleküller sentezlenmiştir.

Chicago Üniversitesinde İlkel yerküre koşullarına uygun şartlar oluşturulmuştur.

Miller in oluşturduğu deney düzeneğinde metan-amonyak-su baharı ve hidrojen karışımı kapalı ortamda ısıtılırken zaman zaman yüksek enerji(yıldırım karşılığı) verilmiş. 7 gün sonra toplama kabında bazı amino aitlerin olduğu gözlenmiş.

Bu deney sonunda  su birikintileri ve denizlerde okyanuslarda oluşan amino asitler proteinleri oluşturmuş.

Proteinlerin bir kısmı enzimlere dönüşmüş ve enzim olarak iş görmüş.

Enzimler Nükleik asitleri oluşturmuş.

Nükleik asitler proteinlerle birleşerek yönetici moleküller(DNA ve RNA) oluşmuş.

Bunlara başlangıçta koeservat denilmiş.

Koeservatlar bir araya gelerek ön hücreyi oluşturmuş.

Sonra Hetetrof hücre oluşmuş. Evrimleşme sırası şöyledir.

CH4+NH3+Su buharı+Hidrojen>

Amino asit>

Protein ve Enzim>

Nükleik asit>Koeservat>

Cansız Kompleks ortamda bir defada oluşmuş Canlı(Hetetrof-Basit)

Evrim geçirmiş

 

Aminoasit- Protein- Koeservat -Kloroplast -Mitokondri

 

Oksijensiz solunum- Fotosentez -Oksijenli solunum

 Özel şartlarda amino asitler oluşurken cansız maddelerden canlı oluşturulamamıştır.

Hayatın başlangıcı karmaşık olduğundan henüz açıklanamamıştır.

 

YARATILIŞ GÖRÜŞÜ: Kutsal kitaplar canlıları ve cansızları Allah yaratmıştır. Yaratma bir anda olduğu gibi yavaş yavaşta olabilir. Allah her şeyi planlı ve programlı ve amacına uygun yaratmıştır.

Türler değişmez. İlk yaratıldığından bu güne bazı değişiklikler olabilir. Cevre değişiklikleri türlerde bazı değişiklikler oluşturabilir. Ancak yeni tür oluşmaz.

Dünya Allahın koyduğu kurallar içinde işleyiş gösterir. Tesadüflere yer yoktur.

Bu görüşe göre bütün canlı türleri ayrı ayrı yaratılmıştır. Küçük değişiklikler olmasına rağmen tamamen başka türlere dönüşmemişlerdir.

 

EVRİM

 

Dünya var olduğundan bu güne kadar çeşitli değişiklikler geçirmiş ve geçirmekte. Cevre değişiklikleri canlılar üzerinde etkili olduğundan canlılarda birtakım değişiklikler olur. Canlıların başlangıçtaki durumlarından bu gün ki çeşitliliğin ortaya çıkmasına kadar geçirilen değişimlere evrim denir.

Doğa bilimleri 18 yüzyılda türlerin değişmediğini varsaymaktaydı. Jeolojinin gelişmesi ile tortul kayalar arasında bulunan fosiller incelenmeye başlanmış ve bu günkü PALEONTOLOJİ bilimi ortaya çıkmıştır. Tortul tabakalar arasında farklı fosiller bulunmuştur. Tortul tabakaların yaşı artıkça fosillerin bu günkü canlılara daha az benzediği gözlenmiş. Fosiller araştırıldığında milyonlarca yıl önce yaşayan bazı türlerin zamanla yok olduğu veya değiştiği varsayılmaktadır.

   Dinozorlar 215 milyon yıl önce ortaya çıkmış ve 65 milyon yıl önce yok olmuş, sayıları tükenmiş.

Fillerin atası varsayılan Mamutlar 33 bin yıl önce yaşamış 10 bin yıl önce soyunun tükendiği varsayılmakta.

Evrim araştırmaları yapan bilim adamları evrimin asırlarca sürdüğünü varsaymakta.

Bir türün evrimsel sürecinin belirlenmesi - türler arası benzerliklerinin gözlenmesine ve bütün benzer fosillerin incelemesi evrimin temle dayanaklarındandır.

 LAMARK’IN GÖRÜŞÜ

Zoolojinin felsefesi adlı eseri yayınlamış.

—Türler sonradan kazanılan karakterleri yeni nesilleri aktarması ile değişmekte ve evrimleşmekte.

—Çevredeki değişiklikler bu alanda yaşayan türleri etkiler ve bazı değişiklikler meydana gelir. Meydana gelen bu değişiklikler içten gelen uyarılarla olur ve hayvana yeni özelik kazandırarak çevreye uyumunu sağlar.

Lamark gözlemleri sonunda iki arsayı öne sürdü.

Kullanılan organlar gelişir kullanılmayan organlar körelir.

Sonradan kazanılan karakterler kalıtsaldır.

Her hangi bir hayvan hayat boyu kazandığı değişiklikleri yavru döllere aktarır. Zürafaların boynu kısaydı Besin bulmak için yüksek ağaç dallarındaki yapraklara uzanarak boyu uzadı.

Sonradan kazanılan karakterler kalıtımla yavru döllere aktarılır görüşü yanlıştır. Spor yapan ebeveynlerin çocukları kaslı olmuyor.

Bu cevre değişikliklerine kalıtsal olmayan değişiklikleri modifikasyon denir.

 

DARVİNİN GÖRÜŞLERİ

 

Genç yaşata dünyayı gezmiş. 5 yıllık araştırma gezisine katılmış Atlas okyanusu ve Adalarda-Güney Amerika-Galaska Adaları-Yeni Zellanda-Avustralya-Güney Afrika’yı gezmiş. İspinoz kuşları ve kaplumbağa kabuklarını incelemiş.

Sonuç olarak türlerin belirli sayıda değişmez olmayıp zaman içinde farklılaşabildiği ve bu farklılaşmanın doğal seçilim yoluyla ortaya çıktığı görüşünü varsayım olarak ileri sürmüştür.

Evrim teorisi olarak bilinen bu varsayımlar halen tartışılmaktadır.

Bir tür içinde belirli özelliklere sahip bireylerin seçilerek çoğaltılmasının ve diğer bireylerin popülasyondan ayıklanmasının evrimin temelidir.

Bitki ve hayvan yetiştiricileri daha iyi ırklar elde etmek için seçerek üretim yaparlar. Buna yapay seleksiyon denir.

Darvin, Thomas Malthusun makalesinden de etkilenmiştir.

İnsan nüfusu kontrol edilmediğinde her 25 yılda geometrik olarak artmakta(ikiye katlanmakta).Oysa besin kaynaklarının artışı ıralı rakam sayar gibi aritmetik olmakta.

Ancak savaşlar, doğal afetler, kıtlık, hastalık, çevresel etkenler vb leri nüfus artışını engellemekte.

Eğer Darvin göre nüfus artışı kontrol edilemez ise bütün türlerde birey sayısı artacak. Cevre şartları Yaşam için yetersiz kalacak.

Ancak durum böyle değil. Denge halindeki popülâsyonlarda birey sayısı değişmez.

Tür içinde avlanma, salgın hastalık vb nedenler üreme çağına gelmeden bireylerin ölmesine neden olur. Bu tesadüfî değildir. Canlının ortama adaptasyonuna bağlıdır.

Adaptasyon bireyin ortamda yaşama ve üreme şansını artırır ve kalıtsaldır.

Değişen cevre şartlarında popülâsyondaki ortama uyan canlılar hayatta kalır ve soyunu sürdürür. Zayıf olanlar ise ortamdan kalkar yok olur. Bu duruma DOĞAL SELLEKSİYON denir.

Darvin’in türlerin kökeni adlı kitabında gözlemlerinin sonuçlarına dayanarak evrim teorisini ortaya koymuştur.

DARVİ’NİN GÖZLEMLERİ SONUCU ULAŞTIĞI SONUÇLAR

1-Her türün bireyleri ergin hale geldiğinde gamet(üreme hücresi) bırakır. Çok sayıda bırakılan gametler besin su cevre etkenleri gibi etkenlerden dolayı sınırlı sayıda birey oluşturur. Hayata kalmak için rekabet vardır. Popülâsyon bireyleri arasında sınırlı kaynaklar için rekabet vardır.

2-Aynı popülâsyonda bile bireylerin karakterleri farklı olabilir. Bu genetik farklılığa varyasyon=kalıtsal farklılık denir. Varyasyonlar kalıtsaldır. Varyasyonlar dayanıklı bireyler oluşmasını sağlar.

Doğal selleksyon çevrenin en güçlü bireylerinin seçilmesini sağlar. Güçsüzler elenir gülcü bireyler oluşurken farklı türlerde oluşabilir. Yeni türler ortaya çıkabilir.

Bazı karakterleri taşıyan bireyler besin bulma düşmandan kurtulma çevreye dayanıklılık gibi yaşama şansını yakalayabilir.

 FOSİLLERİN ARAŞTIRILMASINDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERİN YAŞAMIN ANLAŞILMASINA SAĞLADIĞI KATKILAR.

Fosil evrimin en güçlü delilidir. Fosil geçmiş zaman diliminde yaşadığı çevre şartlarını ve biyolojik özeliklerini gösteren delillerdir. Fosil canlının kalıntısı olduğu gibi bıraktığı izlerde olabilir. Geçmişte canlı ile bu günkü arasındaki farkları ve benzerlikleri inceler.

Fosillerin oluşumu için özel koşullar gerekir.

Organizma öldüğünde havasız ve soğuk ortamda kalırsa bütün olarak korunabilir. Genelde organizma öldükten sonra yumuşak doku saprofit canlılar(bakteri-alg-mantar) tarafından çürütülür. Kemik kabuk gibi set yapılar kalır. Bazen su ortamında bulunan yüksek minerallerle kayaçlara dönüşür. Veya ortamdaki minerallerle birlikte taşlaşır. Ayrıca canlının çamurda bıraktığı izler uygun cevre şartlarında fosil haline gelir. Çamur bakımından zengin okyanus dipleri sığ deniz dipleri zengin fosil bulunduran yerlerdir.

Bir fosilin çene yapısına bakarak ne ile beslendiğini,

Ayak ve omurga yapısına bakarak nasıl hareket ettiğini,
Kemik şekillerine ve kasların kemiğe bağlanma şekline bakarak vücutlarının duruş şekillerini tahmin edebiliriz.

Bütün bu bilgilerle fosillerin ve akrabalarının türleri hakkında geçmişten günümüze nasıl bir değişim geçirdiği hakkında bilgi edinebiliriz. Soyu tükenen canlılar hakkında bilgi edinebiliriz.

200 milyar yıl önce var olduğu sanılan dinozorlar bir dönem sonra yok olmuş. Meteorların dünyaya çarpması ile yok oldukları sanılmaktadır.

Günümüzde soyu tükenen veya tükenme tehlikesi olan canlılar vardır.

 

EMBRİYOLOJİK BENZERLİK VE FARKLILIK

Farklı türlerin embriyolojik gelişmeleri karşılaştırılarak evrimsel akrabalık ve farklılıklar açıklanmaya çalışılmaktadır.

Ernest Hekel çeşitli embriyo ve bunların gelişme süreçlerini incelemiş. Şu kuralı ortaya koymuştur.

Embriyoların başlangıçtaki şekilleri birbirine çok benzer. Her canlı embriyolojik gelişme sırasında evrimsel olarak geçirdiği farklılaşma basamaklarını kısaltılmış olarak tekrarlar. Buna embriyolojik gelişmede evrimsel tekrar denir. Daha sonra yapılan çalışmalar bu görüşü kısmen desteklerken, embriyolojik gelişme aşamaları türlerin evrimsel kökenini bütünüyle açıklamaz. Türler genelde embriyolojik gelişimin ilk aşamalarında birbirine daha çok benzemektedir.

Örnek omurgalıların embriyolarının ilk evrelerinde solungaç yarıkları, Nötokort gibi yapılar ortak. Gelişimin sonraki aşamalarında benzerlik azalır. Türe göre özellikler ortaya çıkar

 

BİYOKİMYASAL YAPI BENZERLİĞİ VE FARKLILIĞI

Canlıların biyokimyasal yapıları bir birine benzer. Akraba olan türler arasında benzerlik daha fazladır. Hormon-enzim-protein-vitamin, vb. yapılar bakımından benzerlik vardır. İnsan plasentasından salınan hormon at plasentasından da salgılanır. İnsanların kanında bulunan globülin proteini ağırlığı ile tavşanların kanındaki globülin ağırlığı benzerdir. At, fare, insan,  kanındaki hemoglobin yapısı benzerlik gösterir.

 

ANATOMİK BENZERLİK VE FARKLILIK

 

Karşılaştırmalı anatomi farklı canlı türlerinde bulunan organların yapısal benzerliklerini inceler. Sınıflandırmada esas olarak kullanılan analog ve homolog yapılar evrimsel akrabalıklarda da yararlanılır.

Analog yapılar görevleri aynı yapıları farklı olan organlardır. Bir biri ile akraba olamayan farklı kökenlerden gelen aynı cevre şartlarında benzer görevleri yaparak görünüşü benzer organlar olmakta. Aynı cevrede yaşayan bezelyenin sarılıcı kolları yaprakların farklılaşması ile olur. Asma bitkisinde ise sarılıcı kollar gövdenin farklılaşması ile oluşur. Aynı görevi yapan sarılıcı gövdelerin kökenleri farklıdır.

Asya çöllerinde yaşayan sütleğeni bitkisi ile Amerika nın çöllerinde yaşayan kaktüs familyası bitkilerinde su depolama kalın etli gövdeler veya dikensi yapraklarda olur Bunlar akraba değil ama evrimleşmiş benzerlikleri var.

Homolog organlar ise köken ve yapıları aynı olmasına rağmen farklı cevre şartlarında yaşama zorunda kaldıklarından görev farklılıkları oluşmuştur. İnsan kolu ile yaransın kanadı gibi. İkiside kemik ve kas dokudan yapılı olup görev farklılığından dolayı insan kolu tutma işini yapar yarasa kanadı ise uçma işini yapar.

Cevre şartlarının etkisi ile ortaya çıkan durumlardır..Bu evrimin araştırılmasında aynı noktada birleşen= konvergent evrim olarak adlandırır.

GENETİK BENZERLİK VE FARKLILIKLAR

 

Darvin araştırma yaptığı ve çalışmalarını yorumladığı zaman da genetik konusunda yeterince gelişme yoktu. Bu gün DNA, Gen, Kromozom konusunda yeterli bilgi oluştuğu için evrim teorisinde genetik ten faydalanılmaktadır.
Gen ve kromozomlarda meydana gelen ani değişikliklere mutasyon denir. Gen mutasyonu ve kromozom mutasyonları bu gün bilinmektedir. Gen mutasyonları nötr olduğu zaman canlının yaşamını olumlu etkileyerek kalıtsal olarak dölden döle aktarılır. Üreme hücrelerinde meydana gelen mutasyonlar kalıtsaldır. Bu mutasyonlar çeşitliliğin kaynağı olarak kabul edilmektedir. Faydalı var nötr mutasyonlar çeşitliliği sağlarken Latel mutasyonlar(öldürücü mutasyonlar) canlının yaşamını sonlandırır.

DOĞADAKİ DEĞİŞİMLER EVRİMİ NASIL ETKİLER

 

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Paleontolojik(Fosil) kanıtlar:

Paleontoloji;eski çağlarda yaşayan canlıların kalıntılarının bulunması, sınıflandırılması, dağılımı ve yaşamlarıyla ilgilenen bilim dalıdır.Canlılar ile ilgili kalıntılara fosil denir.Fosillerde yaş saptanmasında en çok kullanılan C14’dür(Yarılanma ömrü 5600 yıldır).

Yer kabuğunun en alt katmandaki canlıların basit yapıda olduğu,üst katmanlara doğru çıkıldıkça canlıların gelişmiş yapıda olduğu,fosil araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır.

 

Biyokimya ve Fizyolojiden elde edilen Kanıtlar:

Evrim acısından birbirine yakın türler arasında protein yapılarının benzer oduğu; uzak olanların ise,protein yapılarının çok farklı olduğu gözlenmiştir.

Bu durum kandaki antijen-antikor ilişkisi ile ortaya çıkar.Yakın akrabalar arasında antijen-antikor birleşmesi daha az olur.Uzak akrabalar arasında daha fazladır.Yakın akraba türlerdeki benzerlikler çok daha fazladır.Bu nedenle pıhtılaşma en azdır.

 

Morfolojiden elde edilen kanıtlar:

Canlıların homolog organlarından elde edilen kanıtlardır.Örneğin:Balıktan insana kadar bütün omurgalılar sırtta bir omur dizisi,onun karın tarafında sindirim kanalı,yerleri ve bir noktada yapılışları aynı olan böbrek, pankreas, dalak,kalp,beyin vb gibi organları taşır.

Körelmiş yapılar evrimin bir kanıtıdır.İnsanda 100’den fazla bu şekilde körelmiş yapı vardır.Örneğin,apandiks(Kör bağırsak).İnsan besininin farklı olduğu evrelerde görev yapardı.

 

Sistematik(Sınıflandırmadan)’ten Elde edilen kanıtlar:

Bugünkü sınıflandırma akrabalık,gruplar arasındaki morfolojik benzerliklere dayandırılmaktadır.Bu karşılaştırma her zaman homolog organlar arasında gerçekleşir.Bu hiyerarşik diziliş evrimin belirli kanıtlarından biridir.

 

Evcilleştirme yolu ile elde edilen kanıtlar:

Binlerce yıldan beri biz insanlar çeşitli hayvan ve bitkileri seçmiş ve beslemişizdir.Bu şekilde çeşitli adaptasyonlardan dolayı birçok varyasyonlar meydana gelmiştir.

 

Parazit enfeksiyonlarından elde edilen kanıtlar:

Parazitler fizyolojik olarak çok özeleşmiş ortamlarda yaşarlar.Dolayısıyla farklı kimyasal organizasyona sahip hayvanlarda farklı parazitler yaşar.Örneğin: Askarislerin birçok çeşidi birçok farklı canlıda yaşar.Buda askarislerin aynı atadan farklılaştıklarını kanıtlar.Ortama uymak amacı ile uyumlar göstermişlerdir.

Sitoloji ve genetikten elde edilen kanıtlar:

İster bitki ister hayvan olsun,bütün organizmalar yapıları yönünden birbirine benzeyen hücrelerden oluşmuşturlar.

 

Organizmaların coğrafi dağılımından elde edilen kanıtlar:

Populasyon büyüme baskısı ile genişlemeye başlar ve bir engelle sınırlanıncaya kadar devam eder.Farklı iklim ve coğrafik koşullarda farklı türler bulunur.

Allen kuralı:Soğuk iklimde yaşayan memeli ve kuşların üyeleri,vücut çıkıntıları,Sıçak iklimde yaşayan akrabalarına göre daha küçüktür.Örneğin kutup tilkileri;Daha küçük kulaklara sahiptirler.

Bergman kuralı:Soğuk bölgelerde yaşayan memeli ve kuşların vücutları, Sıçak iklimde yaşayan akrabalarına göre daha büyüktür.Vücut büyüdükçe yüzey hacim orantısı küçülür.Büyük vücut oransal olarak daha küçük yüzeye sahip olacağından iç vücut sıcaklığını korumada daha başarılı olur.Örnek:Kral penguen.

Dollo kuralı:Evrim,bazı geri mutasyonların olmasına karşılık geriye dönük değildir.İleriye giden sistemler topluluğudur.

Coppe kuralı:Evrimsel gelişim sırasında yok oluncaya kadar,hayvanlar vücutlarını büyütme eğilimindedir.Çünkü vücut büyüdükçe çevre şartlarına bağımlılık azalmakta ve daha çok besin depo edilmektedir.

Gloger kuralı:Kuzey yarım küresindeki kuş ve memeliler açık renkli, iklimin daha nemli ve Sıçak olan güney bölgelerine yani ekvatora gittikçe koyu renkli olmaya başlar.

 

Lamarck’ın Evrim ile ilgili görüşleri

Lamarck,doğada türlerin değişebileceğini ileri sürerek çevre şartlarının türleri etkilediğini bu nedenle oluşan türlerdeki değişikliklerin yeni bireylere aktarıldığını savunur.Lamarck canlıların oluşumu ile ilgili iki varsayım oluşturmuştur.Lamarck’a göre çevre değişirse canlı içten duygularla çevresine uyar ve yaşar.

1.Kullanma ve kullanmama

Lamarck’a göre canlının kullandığı organlar gelişir;Kullanmadığı organlar küçülür ve körelir.Zürafaların boyunlarını çok uzatmaktan böyle uzadığını ileri sürer.

2.Kazanılan özelliklerin kalıtımı

Kullanma ve kullanmama ile kazanılan bu özelliklerin yavrulara geçtiğini savunur.Ancak kullanılan organın gelişmesi bir modifikasyondur ve süreklilik göstermez.Değişmenin olabilmesi için üreme hücrelerini etkilemesi gerekir.Lamarck’ın bu varsayımı ispatlanamamıştır.Çünkü modifikasyonlar kalıtsal değildir.

Darwin’in Evrim ile ilgili görüşleri

Darwin,türlerin birbirlerinden neden farklılık gösterdiğini,nasıl değiştiğini, bu farklılıkların oluşumunda nelerin etkili olduğunudoğal seleksiyon hipotezi ile açıklamıştır.

Seleksiyon,gen frekansının değişmesinde bir etkendir.

Gen frekansı:Bir populasyonun bütün genlerine gen havuzu denir.Bu gen havuzunda bir genin bulunma sıklığı(%’de oranı) o genin frekensını belirler. Örneğin:Hemofili hastalarının toplumda yaşama ve çocuk sahibi olma ihtimalleri azdır.Hemefoli geni seleksiyona uğrar.Ancak hemefili alelerinin frekansı hiçbir zaman sıfır olmaz.

İzolasyon:En önemli izolasyon coğrafik izolasyondur.Sonuçta bu ayrılan populasyonlar birbiri ile çiftleşemeyecek hale gelir.

 

Kalıtsal varyasyona sahip olan bireylerden ortam şartlarına uyanlar yaşar, ürer ve kalıtsal özelliklerini döllerine geçirir,diğerleri elenir.Buna doğal seleksiyon denir.

Evrim zinciri ;

Mutasyon ve Eşeyli üreme Kalıtsal varyasyon Doğal seleksiyon

Adaptasyon Evrim

Burada mutasyon ve eşeyli üreme evrimin nedenidir.

Varyasyon:Her türün çeşitli fertleri arasında görülen değişiklikler veya farklılıklardır.Örnek:Eskimo ile zençi.

Adaptasyon:Canlıların,belirli bir çevreye uyumlarını,yaşamalarını ve üreme şanslarını artıran kalıtsal özelliklerine uyumsal özellikler:bu olaya da adaptasyon (uyum) denir.Örnek,kutuplardaki ayıların beyaz renkli olması gibi.

 

a.Çevresel Varyasyon(Modifikasyon)

Dış etkilerle meydana gelen kalıtsal olmayan değişmelerdir.Vücut hücrelerinde görülür.

 

b.Kalıtsal varyasyon

İki şekilde görülür.

1-Eşeyli üreme:

a.Krossing-over:Eşey hücrelerinin oluşumu sırasında kromozomlar arasında parça değişikliği.

b.Mayoz bölünme:Eşey hücrelerinin meydana geldiği bölünme.

c.Döllenme:Erkek ve dişi üreme hücrelerinin birleşmesi.

2-Mutasyon:

Genlerde(DNA) meydana gelen kimyasal değişikliklerdir.Üreme hücrelerinde meydana gelen mutasyonlar kalıtsaldır.Buda evrim için önemlidir.

Mutasyonu hızlandırıcı etmenler ışınlar,soğuk-sıcak farkları,kimyasal maddeler,pH değişimleridir.

 

Evrimin genel ilkeleri

—Evrimleşme bireylerde değil popülâsyonlar da olur.

—Evrimin nedeni mutasyon ve eşeyli üremedir.

—Evrimin mekanizması doğal seleksiyondur.

-Evrimleşme bazı jeolojik devirlerde daha hızlı olmuştur. Zamanımız dada devam etmektedir.

-Evrimleşme farklı hayvan grupları arasında farklı hızda yürütülür. Genel bir ilke olarak herhangi bir popülasyonun evrimleşme hızı yeni tür oluşturulurken fazladır.Çevresine uyum yaptıktan sonra adım adım düşer.

-Yeni türler gelişmiş özelleşmiş canlılardan değil,daha basit daha az özelleşmiş canlılardan ürer.

-Evrimleşme her zaman basit den gelişmişe doğru yürütülemez.

-Tür sayısı sabit olmayıp giderek artmaktadır.

-Tüm canlılar ortak bir atadan oluşmuştur

 

Daralan evrim

İki veya daha fazla sayıda kökten gelen yani evrim bakımından akraba olmayan hayvan grupları başlangıçta birbirlerinden farklı yapıda oldukları halde, birbirlerine benzeyen ortamlarda yaşadıklarında ve ortamlarında adapte olduklarında zamanla birbirlerine benzeyen analog yapı kazanırlar. Örnek:Denizlerde yaşayan köpekbalığı ve yunusların fosiform olması gibi.

 

Açılan evrim

Aynı kökenden gelen türlerin farklı ortamlarda kazandığı fizyolojik ve yapısal özellikleri birbirinden ayrı olan bir çok yeni canlı türünün ortaya çıkmasına neden olur.Buna açılan evrim(uyumsal açılım) denir.Yeni ortama uygun yapılar kazanmasına da yapısal uyum denir.

Örnek:Galapagos adalarında yaşayan ispinoz kuşları. 

 

 

 

   
Bugün 7 ziyaretçi (25 klik) burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=